NİCE BİNYILLARA SEVGİLİ SIR ARTHUR… | 100. Yaşında

Şiirsel Günce:
Sir Arthur C. Clarke’in 100. Doğum Yıldönümüne ithafen… 16 Aralık 1917 – 16 Aralık 2017
Kaynak: IŞIK YOLLARINDA ~ İçindeki ışığı arayan tüm yeryüzü dostlarına… kitabı | BIRCAN ÜNVER ŞİİRLERİ |  Sayfa 133 – 138
I.
Çoğu kimse, sana ulaşmanın – görüşmenin imkansızlığına dem vururdu…
Girmiştim bir kez vizyonunun etki alanına ve bir röportaj yapmak istiyordum…
Bir gazetede okumuştum New York’ta olduğunu o sıralar…
Hemen otelini öğrenip aramıştım ki, bu otel “2001: Uzay Macerası”nı da yazmış olduğun
Adına bir Plaket’in de duvarında asılı olduğunu da çok sonradan öğrenmiş olduğum bir otel…
Ve ne büyük bir rastlantı ki, New York’a 1990 yılında ilk ayak bastığım ve benim de kalmış olduğum oteldi, Hotel Chelsa…
Haberi okur okumaz hemen aramıştım oteli…
Maalesef o sabah ayrılmıştın Sri Lanka’ya dönmek üzere
Çok üzülmüştüm ama yapacak bir şey de yoktu o an… 

Bu durum daha çok tetiklemişti seninle bir röportaj yapma fikrini
Ve düşünüp duruyordum nasıl gerçekleştirebileceğimi..
Tabii kendi kendine olacak bir şey de değildi… Nihayetinde, 14 Ocak 2002’de röportaj talebimi,
taslak sorularımla bir fax ile gönderdim…
Yanıt alıp – alamayacağımdan dahi emin değildim…

Çok geçmeden ve tam iki gün sonra 16 Ocak 2002’de, antetli tüm iletişim bilgilerinin de içinde yanıtın yine faks ile geldi…
O yanıtını adeta bir davet olarak algıladım…
Polio rahatsızlığından ve günde 14 saat uyumak durumunda olduğundan söz ediyordun…
Aynı zamanda, “Arthur C. Clarke’in Evreni” belgeseline ilişkin sorum dahil iki-üç soruma da yanıt vermiştin…
Hatta Tim BernersLee’in www* için ”Dial F for Frankenstein” öykünden ilham almış olduğunu
dipnot olarak yeni öğrenmiş olduğuna da değinmiştin…

İşte bu yanıtın, aynı yılın sonunda ve
Özellikle de 85.nci doğum yıldönümünde Colombo’da seni ziyaret etme fikrini ateşlemişti…

Ve Negombo’daydım 10 Aralık 2002’de… Oradan bir kart gönderdim ve doğum gününde telefon ile aradım.
Doğum günü kartını almış olduğunu, geri aramak istediğini ama telefon numaramı yazmamış olduğumu ifade ettin,
Ve, “ne zaman istiyorsan, bekliyorum”, yanıtınla büsbütün heyecanlanmıştım..
Nihayetinde seni ilk ziyaretim 20 Aralık 2002’de gerçekleşmişti
Ve Sri Lanka’dan ayrılana kadar da sık sık ziyaretlerimi yinelemiştim o yıl…

İşte böyle başlamıştı, çok nadide ve değerli bir dostluk…

II.

Ve 89. doğum günün için bu kez yine Sri Lanka’daydım 2006 yılında…
Üçüncü gidişimdi… her gittiğimde bir ay kadar kalıyor ve
Colombo’da olduğum sürece ve her keresinde bir dizi ziyaretlerim oluyordu seni…

Bir gün öğle saatlerinde Barnes Place’e geldiğimde, bir tek kişisel asistanın Rohan vardı…
Şimdi uyuyor. İstersen uyanana kadar oyalan”, dedi…
Ben de hem Ay’dan bir duvar kağıdı ile insanı Ay’daymış gibi hissettiren fotoğrafla
Hem 2001: Uzay Macerası posterinden
Hem de o Mars’a buradan 35 milyar mile yazan ve yukarıya ok işareti olan panodan fotoğraflar çektim…

O esnada, gelen telefonlardan birinin İngiltere’deki kardeşi Fred’ten olduğunu anlıyorum…
Rohan, telefonda da, “uyuyorakşam üzeri 4-5 gibi arayın“, diyor…

Çalışma odasında istediğim vidyo kasetlerini izlemem veya kitaplarına bakmamı ise
her gittiğimde teşvik ediyordun, “dilediğini izle” diyordun…
Rohan da bunu bildiği için, çalışma odana almıştı, uyanmanı beklerken…
Ben de orada çoğunlukla, NASA’nın belgesellerini izliyordum…
Uyandığında, beni çalışma odanda görmekten ise memnun olmuştun…

Aradan bir kaç saat geçmişti ve hâlâ seninle o gün çalışma odandaydık…
Derken, kardeşin İngiltere’den yine aramış ve Rohan bu kez telefonu odana bağlamıştı…
Sen telefonu alınca, odandan çıkmak istedim ola ki kardeşinle özel konuşacağın bir şey olabilir, diye…
Bir elin telefon ahizesinde diğer elinle de beni geri çağırarak, ‘gel, gel’ diyordun…
Yanına gittim… ve birden ahizeyi bana uzattın…
Kardeşine, hattın öteki tarafına da beni “my love” olarak tanıttın…
Ne diyeceğimi bilemeden uzatılmış olan
telefon ahizesini alıp, “Hi...” dedim…ve adımı söyledim..
Bir şeyler söylemeye çalıştım ve benim kadar karşı tarafta şaşkındı sanırım
O esnada ne söylediğimi hiç hatırlamıyorum karşı tarafın da ne dediğini…

Rohan ve seninle birlikte gün batımı izlemelerine katılmıştım bir kaç kez…
Ve artık New York’a dönme vaktim de gelmişti…
Bir öncesi akşam da yine size katılmıştım…
Ertesi sabah Sri Lanka’dan ayrılacaktım…
Tam da gün batımını izledikten ve geri dönerken,
trafik ışıkları yandığında bir köşede inerken…
Ve o an, bilmiyorum ne zaman bir daha gelebilirim, dedim.
Arabanın arka kapısından indim ve ön kapısını açtım ve kucaklaştık…
Ben buradayım, ne zaman istersen gel,” dedin…
İşte böyle trafik ışıkları yanmadan ve telaş içinde araba içinde
alal-acele bir kucaklaşmayla vedalaştık seninle…

III.

Hiç unutmayacağım
Sri Lanka’da 19 Mart ve New York’ta ise 18 Mart 2008 gecesini
Çünkü sen artık ‘galaktik bir beyin’ olarak sanki benimle iletişim kurmuştun, giderken…
O gece metroda (subway) önce kendi kendime sanırken,
birden bire seninle konuşuyor olduğumu farketmistim…
Oysa bir önceki gece-sabahın erken saatlerinde
bedenim ağzımdan tenimi boş bir elbise gibi bırakarak çıkacaktı neredeyse…
nefessiz kalıp her biri bir kabustan uyanırcasına
üç kez ardı ardına uyanıp
sonrasında da bir daha uyuyamamıştım…

Ve New York’ta 18 Mart gecesi, yeryüzünden göçmüş olduğun haberini ise
Bizim 90. doğum günü etkinliğine katılmış olan bir tanıdıktan gelen e-postayı
eve döner-dönmez okuyunca
İkinci kez babamı kaybetmiş gibi hissetmiş ve o gece çok ağlamıştım…

Aradan on yıldan fazla bir zaman geçti
Colombo meydanında ki trafik ışıklarında
arabanın içinde kucaklaşıp hızlıca veda ettiğimizden beri…
Ve o tarihten sonra hâlâ ve bir daha hiç gidemedim Sri Lanka’ya…
Ve hızla yaklaşırken 100. Doğum Yıldönümün
Geçen son 10 yıla rağmen değil unutmak seni
Sanki kendinden bir şeyleri bende bırakarak gitmiştin yeryüzünden…

Çünkü sen bu gezegende iken bile aradaki kıtalar arası uzaklıklar nedeniyle
Konuşmuşluğum olmuştur yıldızlar aracılığıyla seninle
Yine zaman zaman devam ediyorum
yıldızlar aracılığıyla konuşmaya seninle
Ve hissediyorum giderken düş ve düşüncelerime ekerek gittin bir şeyler…
Elbette sadece bana değil…
kuşaklar boyu yüz milyonları aşan insanlara ve de gelecek nice nice kuşaklara…

Evet, sevgili Sir Arthur...

Seni, bu yeryüzünden hiç gitmemişçesine ve sanki
tekrar ziyaret edebilecekmişcesine özlüyorum…

Ve bu satırlar ve yine yıldızlar aracılığıyla
100. Doğum Yıldönümünü kutluyor ve
Nice nice binyıllarda da kutlanmasını yürekten diliyorum…

– “Yours” (sana e-postalarımı da böyle imzalardım.)

18 Ağustos 2017, Küçükyalı, İstanbul

English version: TO MANY MORE MILLENNIA DEAR SIR ARTHUR  | December 16

Fotoğraflar: 1) Bircan Ünver
2) Rohan De Silva: Sir Arthur ile Barnes Place’de 89. Doğum Günü’nde.. 16 Aralık 2006
*
Dipnotlar:

[1] Tim Berners-Lee, “World Wide Web”in kurucusu.

2 “The Collected Stories of Arthur C Clarke“ (2002).

3 Ramu Damodaran (UN, Academic Impact) tarafından Sir Arthur, “Galaktik  bir Beyin” olarak nitelendi, BM’de Mart 2008 sonuna doğru bir karşılaşmamızda.


Orijinali
 IŞIK YOLLARINDA ~ İçindeki ışığı arayan tüm yeryüzü dostlarına…  (Şiir ve Şiirsel Günce, 2017, sayfa 133-138, İstanbul) kitabında yayınlanmıştır.
Bülten: http://www.turkishlibrary.us/wp-content/uploads/2017/09/Bulten-IS%CC%A7IKYOLLARINDA-2017-Final.pdf

Bircan Ünver ~ Özgeçmiş: YAŞAM’IN GİDİŞ-GELİŞLERİNDEN BİR KESİT  (Şubat 2017)

©16 Aralik 2017, Bircan Ünver, Turkish Library & Museum – http://www.turkishlibrary.us; New York merkezli
“The Light Millennium” Organizasyonu bünyesindedir – http://www.lightmillennium.org