KIRILMASI GEREKEN DİYET KURALLARI

Gitsin eskiler gelsin yeni kurallar! İnternet, TV, dergiler, gazetelerde sürekli hele ki yeni yıl başlangıçlarında yeni kilo kaybı kuralları, sırları, mucizeleri ve diyet programları borbardımanına uğruyoruz. Kulaktan kulağa yayılan ürün ya da dergi satmak için verilen ve maalesef çoğunlukla yanlış olan bilgiler; kilo vermek ve sağlığına kavuşmak isteyenlere yarardan çok zarar veriyor. Peki bu kadar iddia varken neye inanmalıyız?

GİRİŞ: 1990’da lise ikinci sınıfta, sevgili kimya öğretmenimin tavsiyesi üzerine üniversite eğitimim için Hacettepe Beslenme ve Diyetetik bölümünü yazdım. 1992’de Hacettepe Üniversitesine girdim. O zamanlar Türkiye’de diyetisyenlik veren bölüm sadece orasıydı. Bu günkü gibi popular değildi. Hatta bazı kişilere söyleyince ilk defa böyle bir bölümü duyduklarını söylüyorlardı. Okulumuz hazırlık dahil beş senelikti ve halen öyledir. 1997’de mezun olurken Başkent Üniversitesi ‘nin açılma çalışmalarını bizim bazı hocalarımız başlatmıştı. Şimdi, Türkiye’de 90’a yakın diyetisyen mezun veren üniversite var. Mezuniyet sonrası, ailem Bursa’da olduğu için Uludağ Üniversitesi’nde çalışmaya başladım. Dahiliye bölümde özelikle şeker hastaları ve böbrek yetmezliği hastalarıyla ilgilendim. Bu arada, bir memur olmak yapıma uygun değildi. Kendimi geliştirmek ve topluma faydalı olabilmek için sürekli bölüm hocalarım ile onların destekleriyle bilimsel araştırmalar, sunumlar ve posterler hazırladım. Başta rahmetli okulumuzun kurucusu Prof. Dr. Ayşe Baysal (halk arasında “mercimekçi teyze”) ve diğer hocalarım sayesinde okulumu ve mesleğimi çok sevdim. Ünlü şair, Bertha Von Suttner’in da dediği gibi “sevmek fiilinden sonra dünya’nın en güzeli fiili yardım etmektir.” Bu süreçte danışanlarıma ve hastalarıma yardımcı olmak ve sağlıklı yaşamı öğretebilmek benim için büyük mutluluktur. B.G.

Hazırlayan ve Sunan: Berna GÜRDAL, Diyetisyen; Amerika Türk Kadınlar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi

Gitsin eskiler gelsin yeni kurallar! İnternet, TV, dergile, gazetelerde sürekli hele ki yeni yıl başlangıçlarında yeni kilo kaybı kuralları, sırları, mucizeleri ve diyet programları borbardımanına uğruyoruz. Kulaktan kulağa yayılan ürün ya da dergi satmak için verilen ve maalesef çoğunlukla yanlış olan bilgiler; kilo vermek ve sağlığına kavuşmak isteyenlere yarardan çok zarar veriyor. Peki bu kadar iddia varken neye inanmalıyız?
Haklısınız bazen bizim bile kafamız karışıyor .O zaman uydurulmuş ve yararı olmayan kuralları kırma vakti geldi. İlk önce sağlıklı beslenme nedir, onu bilmemiz gerekli.

Tıbbın kurucusu kabul edilen Hipokrat’ın“Gıdan ilacın, ilacın gıdan olsun” diyerek gıdaların hayatımızda ki önemini daha o zaman bize belirtmiş. Her konu hepimizi ilgilendirmez ama yemek herkesi ilgilendirir. Çünkü hayatın başlıca zevklerinden biridir ve hayat veren bir temeldir. Beslenme açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da canının çektiğini yemek içmek demek değildir. Beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken bir birey olarak uzun süre kaliteli yaşaması için, gerekli olan besinleri vücuduna alıp kullanmasıdır.

Sağlıksız beslenme sonucu vücudumuzda aşırı kiloya bağlı yüksek kolestrol, tip 2 diabet, kendine güven eksikliği, nefes problemi, kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon vb. gibi birçok rahatsızlığa sebep olmaktadır.


WHO (Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre; 2014 yılında yetişkin nüfusunun %39 şişman , %13 obezdir. 2030 yılında USA’de tahminen her üç kişiden birinin obez olması bekleniyor.

1960’dan günümüze kadar %250 obez ve % 400 diabetik kişi miktarı artmış durumda. Böyle bir ortamda alıcı mevcut iken piyasa da buna karşı diyet ürünler 33$ milyon dollar bir endüstri payına sahip. Bu amaçla al benili kısa süreli şok diyetleri güzel PR ile (reklam kampanyalarıyla) satışa sunulmaktadır. Peki bu diyetler ve satılan ürünler başarılı oluyor mu? Bu diyetler kısa sürede kişilerde ağırlık kaybı yaratmakta ancak uzun vadede başarısız diyetlerdir.

Yapılan çalışmalarda bu tür diyet uygulayan kişilerin %50 si iki yıl içinde kilosunu geri alıyor. Ancak %5-10 luk bir grup kilosunu kontrol edilebiliyor. Bilinçsizce yapılan diyetler sağlığımız üzerinde kalıcı hasarlar bırakabiliyor. “European Society Cardiology Congress” 2016’da ki bir sunuya göre; 25000 Amerika’li altı yıl boyunca takip etmiş ve bu kişilerde ölüm riskinin %32 oranında arttığı görülmüş. %50 sinde “celebral vasküler hastalıklar” yani inme görülmüş. Araştırmalar gösteriyor ki eğer yaşam tarzınızı değiştirmeyecekseniz bile vücut ağırlığının %10 kadarını kaybedip bunu korumak bile sizin için daha faydalıdır.

Günümüzün popular diyetleri
Gluten Free

Günümüzde ki popular diyetlerden bahsedersek başlarda “Gluten Free” diyeti gelmekte. “British Medical Journal 2017” çalışmasından örnek göstererek sizlere bu diyeti neden zayıflamak için kullanmamalıyızı açıklamaya çalışacağım. Bu çalışma 25 yıl süreyle, 11000 kadın ve erkek üzerinde beslenme planlarını takip etmiş. Geniş bir grup ve uzun bir süre olduğunu dikkatinizi çekmek isterim. Sonuç; tam tahıl ürünleri tüketmeyen ve “Gluten”i hayatından çıkaran kişilerde kalp hastalığı riski artmış. Eğer vücudun Çolyak gibi gluteni sindirme problemi ya da inflamatuar (şişme) benzeri bir rahatsızlığı yoksa, zayıflamak amaçlı kullanan kişilere zarar getirir.

Detoks diyeti:

Sağlıklı ve fit kalmak için sadece meyve ve sebze sularıyla beslenmeye gerçekten ihtiyacımız var mı? Vücudu temizliyor iddiasıyla dikkatleri çeken detoks, kendimizi çok iyi hissettireceğini vaat ederken yapılan çalışmalar bu hissin plasebo etkisi yarattığını, kendi için birşeyler yapan bireyin olumlu bekleyişinin olumlu bir sonuç izlenimi yarattığını belirtiyor. Bilimsel araştırmalar da detoks diyetlerine vücudun ihtiyacı olduğunu gösteren hiç bir çalışma olmadığını ortaya koyuyor. Vücudumuzun detoksu gerçekleştiren harika bir organa sahip zaten; Karaciğer! Böbrek ve bağırsak sistemi de en büyük yardımcıları. Vücudumuzun kendini temizlemesi için bizden istediği şey sadece daha fazla taze sebze ve meyve tüketmek, sağlıklı yağları, tam tahılları, hayvansal proteini diyetimizden eksik etmemek. Yeterli vitamin ve mineral alımıyla vücudumuz tüm serbest radikallere meydan okurken, bilimsel bilgiden uzaklaşıp böyle yöntemlere yönelmemize hiç gerek yok!

Ve .. Akdeniz Diyeti

O kadar şanslıyız ki, Akdeniz mutfağına sahip bir coğrafyada doğmuşuz ve yetişmişiz. Yapılan çalışmalar en sağlıklı beslenme alışkanlığı ve diyet tedavisi olarak “AKDENİZ DİYETİ”ni önermektedir.

Yağları yakan, hastalıklara karşı koruyan, bir yandan da uygulaması kolay olan diyet ve sahip olduğumuz Akdeniz diyeti! Sağlıklı besin içeriği, çeşitliklik temelinde dünyada en çok kabul gören en sağlıklı diyet modelidir. Önemli olan sağlıklı beslenmeyi yaşam tarşı haline getirebilmektir.

BKİ

Kilo probleminde, problem, enerji balansının ihtiyaçlar doğrultusunda sağlanamamasıdır. Kilolu olup olmadığımızı, bilimsel olarak aynada görsel hissetiğimiz dışında nasıl anlayabiliriz? Bunun için iki değerlendirme skalası mevcuttur. Birincisi Beden Kitle İndeksi yani vücudun ağırlığının, boyun karesine bölümüyle bulunur. [BKİ= AĞIRLIK(KG)/BOY(M2)]

Bu değerlendirmede eğer bulduğunuz sonuç 30 ve üzeri ise obez grubuna giriyorsunuz. Eğer bulduğunuz değer 25-30 arası ise hafif şişman grubuna giriyorsunuz demektir. Diğer bir değerlendirme yöntemi bel çevresi, göbek deliğimizin bir parmak altından merkez alarak çevresinin ölçümü kadınlarda 88 cm üzeri, erkeklerde ise 102 cm üzeri olması çalışmalarda sizin kalp, tansiyon, uyku apnesi, şeker gibi rahatsızlıkları yakalama riskini artırıyor.

Peki en sağlıklı şekilde kilo kaybetmek ve sağlıklı yaşayabilmek için ne yapmamız gerekli?

Eğer BKİ indeksiniz veya bel çevreniz risk grubunda ise ilk önce kilolu olmanızın sebebinin; yeme alışkanlıkları mı, aktivite azlığı mı, stres mi, genetik mi, ilaçlar mı veya hormonlara mı bağlı olduğunu incelemek ve değerlendirmek için doktorunuza gitmelisiniz. Gereken tetkikleri yaptırdıktan sonra, doktorunuzun tavsiyesi ile uzman diyetisyen ile çalışmaya başlayabilirsiniz. Diyetisyeniniz size en uygun diyet programını hazırlar ve daha sağlıklı bir yaşam için adımlarınızı atmaya başlarsınız.

Uyguladığınız sağlıklı diyet programı ile her hafta kontrollerde kafanıza takılan bölümleri anlatırsınız, bununla size uygun düzenlemeler devam eder ve her kontrolde değişen diyet listeniz artık sizin yaşam şekli alır. Vücudunuz adım adım ideal kiloya yaklaşır.

Bütün kilolarınızdan bir anda kurtulmayı beklemeyin. Diyetisyenlerin sihirliği değneği yoktur. Haftada 1-2 kg kilo kaybı normaldir. Diyetisyen besinlerin her birinde ayrı özellik ve vücut çalışmasında ayrı işlevi olduğunu bildiği için; size uygun, size özgü boyunuz,yaşınız, cinsiniz, sağlık durumunuza göre planlanmış dengeli bir beslenme programı düzenler.

Önemli bilgiler

Yeterli ve dengeli beslenme ile hareketli yaşamı bir araya getirip yaşam tarzı haline getirmek, kalıcı kilo kaybının en önemli faktörüdür.

• Bunun için kendinize özgü ihtiyacınız olan yemek programını uygulayın.
• Bunu ilk zamanlarda uygularken yemek günlüğü tutun.
• Her gün düzenli kahvaltı edin.
• Kahvaltıda mutlaka protein grubundan besin bulundurun.
• Ara öğünlerde sağlıklı besinleri tercih etmek sadece karbonhidrat değil, protein de alın.
• Beslenme alışkanlığımızı değiştirirken porsiyon miktarını küçültün.
• Yavaş yemek yiyin.
• Günde en az 6-8 bardak su için (Dahası idrar renginin çok açık olmasına dikkat ederek şu içilmelidir).
• En az 7 saat uyuyun.

Amerikan Kalp Derneği’nin 2017’de ki bir çalışmasına göre sağlıklı kilodaki bireylerin şişmanlama ve metabolik sendroma sahip olma riskleri daha az bulunmuş. Diğer bir çalışma bu Amerikan Journal Clinical Nutrition‘dan bireylerin 1 saat fazla uyku uyuması önerilen bireyin en az 7 saat uyuması. Yapılan çalışmada günlük 6 saat uyuyanlar ile 7 saat uyuyanlar arasında uykudan sonraki zaman diliminde fazla uyuyan kişilerde eklenmiş şeker ve karbonhidrat tüketiminde azalma görülmüş.

Hiç bir besin tek başına vücudun ihtiyacı olan tüm besin öğelerini içermez. Piyasada eğer bir yiyecek sürekli empoze ediliyorsa, “Süper Besin” olmasından değil, süper bir PR tekniğine sahip olmasındandır. Bu besinler vücudumuz için iyi olabilir fakat, ”Süper besin “ler sadece pazarlama terimidir ve bilimsel bir temeli yoktur.

Bu sunum, Amerika Türk Kadınları Birliği organizasyonunda, New York Atatürk Okulu’nda 12 Ocak 2019 Cumartesi günü gerçekleşmiştir. Diyetisyen Berna Gürdal’a sunum metnini TurkishLibrary.Us sitesi ile paylaşmış olduğu için çok teşekkür ediyoruz. TLM

Fotoğraflar: TurkishLibrary.Us

Sosyal Medya:  @lightmillennium https://www.facebook.com/lightmillennium  #lightmillennium
@The Light Millennium   @TurkishLibraryMuseum #TurkishLibraryMuseum

The US Turkish & Library Museum (TLM) web sitesi, The Light Millennium kuruluşu bünyesindedir (2001, New York). Bu sitede ki yayınlar, etkinlik ve bülten içerikli yayınlar hariç, yazılı izin alınmadan kopyalanamaz-çoğaltılamaz. Teşekkür ediyoruz. TLM.

"The U.S. Turkish Library & Museum For Friendship and Peace" project joined, and has been produced under the umbrealla of The Light Millennium Organization effective on October 15, 2015.