KAHRAMANMARAŞ: GERMANICIA ANTİK KENTİ & MUTFAK MÜZESİ…

Deneme – Seyahat
Güneydoğu Güncesi – I: Kahramanmaraş  (3-5 Ağustos 2018)

Fotoğrafta yer alan duvar yazısı, “MARAŞ BİZE MEZAR OLMADAN DÜŞMANA GÜLZAR OLAMAZ,” Kahramanmaraş’ın meydanında ve ana otoyolun kesiştiği merkeze, Ulucamii’ye ve Maraş Çarşısı’na doğru bakıyor…

Bircan ÜNVER [Head]*
NGO Rep. to the United Nations Department of Public Information
The Light Millennium
3 Ağustos Cuma günü Küçükyalı’dan erkenden gittim Atatürk Havalimanı’na. Bagajımı verdim ve ElifLale ve ZeynepNisan’ı beklemeye başladım. Onlar da daha sonra geldiler.
Onlar da bagajını içeri verdikten sonra uçuş kapısına gittik.
Zaten uçakta gecikme vardı.
Heyecanla üçümüz uçuş kapısında uçağın kapısının açılmasını bekledik.
ElifLale, ZeynepNisan ile birlikte o esnada giriş sırasında beklerken fotoğraflarımızı çekti…
Nihayet uçağın kapısı açıldı. Yerlerimizi aldık. İşte böylece Güneydoğu seyahatimiz de başlamış oldu.

Fotoğraflar: Bircan Ünver, ElifLale Kırcaoğlu ve ZeynepNisan Kırcaoğlu

HER BİR DÜŞÜNCE VE ARKADAŞLIK, POTANSİYEL BİR YOLCULUKTUR…

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı (AKEV)’de Eylül 2005’ten 2006/sömestri tatiline kadar o zaman dilimi içerisinde kısa bir dönem de olsa vakfın genel koordinatörlüğünü yapmıştım. O süreç boyunca, yönetim katında ve karşı karşıya oturduğumuz kişi ise Vakfın ve Anadolu Bil Meslek Yüksek Okulu’nun İnsan Kaynakları Müdüresi Elif Lale Aslan idi. (Şimdi dört yıllık üniversite olan İstanbul Aydın Üniversitesi, ki o süreçte 2 yıllık meslek okulunu dört yıllık üniversiteye dönüştürmeye tüm enerji ve kaynaklar seferber edilmişti ve müteakip defalar bu amaçla yapılmış olan toplantılarına katılmıştım).

Sanırım aradan en az bir ön yıl sonra, ElifLale ile sosyal medya kananıyla yeniden bağlantı kurduk. İstanbul’a gittiğimde, evine davet ediyordu. Bunu ilk kez 2017’de Beylikdüzü’ndeki evinde kızıyla ziyaret ederek gerçekleştirdim. O da sağolsun, geçen yıl Kasım 2017’de ben New York’a dönmeden kızkardeşim Olcay’ın evindeki aile-akşam yemeğimize kızı Zeynep ile katılmıştı. Böylece hem ailem ile tanışmış hem de ailem onu tanımıştı.

Bu kez çok üzücü bir nedenle yine Olcay vesilesiyle, Olcay’ın aramızdan ayrılışının ilk haftası duasına Gülcan’a sağolsun yine kızı Zeynep ile birlikte geldi. “Bize ne zaman geleceksin,” diye sordu. “Bilmiyorum. Kızkardeşim Gülcan ile Yukarıkale/Sivas’a gitme planımız var. Onu takiben de Güneydoğu’ya gitmek istiyorum. Maraş, Gaziantep, Urfa, Mardin’e hayatımda hiç ayak basmadım“, dedim.

O zaman heyecanla, ailesinin bir tarafının Urfa’dan olduğu, halen orada akrabalarının bulunduğu ve o tarafları bildiğini ve birlikte gidebileceğimizi önerdi.

Temmuz sonu oğlum Barış birlikte eşi ve torunlarımı da New York’tan bekliyor olduğum için, onların İstanbul programı bir netleşsin, o doğrultuda bir plan yapabiliriz, dedim. Barış’a İstanbul programını detaylı bildirmesini rica ettim. Barış’ın kendi programını alınca da, özellikle Olcay’ın 40. Gün Mevlüt’ü de Sarımsaklı’da 16 Ağustos’a programa alınmış olduğundan, bütün verileri gözden geçirip değerlendirdikten sonra, ElifLale’ye telefonda 3 Ağustos’ta gidebileceğimiz ve 11 Ağustos’ta dönebileceğimizi, bildirdim.

O da tarihleri teyit edince, bu kez hızlıca uçak bileti araştırmasına geçtim. THY, tek bir kişi gidiş-dönüş 850/900TL’ye yaklaşıyordu (Temmuz’un son haftası). Bu durumda, birikmiş Sky & Miles millerimi kullanmaya karar verdim. Böylece üçümüz adına ve 3 Ağustos’ta İstanbul’dan çıkacağımız saatten İstanbul’a döneceğimiz saate kadar her birini tek tek teyit ettim, kendisiyle. Çünkü, 3 Ağustos sabah 8:30’daki uçağa binip günü kazanmak ve dönüşte de yine Kahramanmaraş’tan akşam dönmek üzere, ilk rezervasyonumuzu yapmıştım. Sabah erken Zeynep ile yetişemez endişesiyle sabah uçuşunu öğleden sonraya; dönüşte ise Kahramanmaraş’tan dönmeyelim, Mardin’den çok uzak diye ısrar edince bu kez en son durağımız Mardin’den mil ile temin edilmiş bilet kategorisinde Mardin’den dönüş vermeyince; en yakın ikinci opsiyon olarak Diyarbakır veya Adıyaman olduğu bildirildi. Özellikle Adıyaman’a Mardin’den 3/3.5 saatlik bir mesafe olduğunu da öğrenince, o gün İstanbul’a sadece gün ortası bir uçak olduğu için bu kez dönüşü de Adıyaman’a ve gün ortasına, kendisinin talebiyle değiştirdim.

Artık onlarca yıl hep düşünüp de bir türlü gerçekleştirememiş olduğum Güneydoğu seyahatimizi gerçekleştirebilecektim. Üstelik tek başına değil, arkadaşım ElifLale ve kızı ZeynepNisan ile birlikte.

* * *

3 Ağustos Cuma günü Küçükyalı’dan erkenden gittim Atatürk Havalimanı’na. Bagajımı verdim. ElifLale ve ZeynepNisan’ı beklemeye başladım çünkü onlar daha sonra geldiler.

İşte 
böylece bizim ElifLale ve ZeynepNisan ile birlikte 11 günlük Güneydoğu yolculuğumuz başladı…

KAHRAMANMARAŞ, ARKEOLOJİ MÜZESİ & GERMANICİA MOZAİK MÜZESİ…

GÜN I – Cuma: Kahramanmaraş’a ilk adım oldu. Bu güzel şehir ve değerleriyle hızlıca bir tanışmaya güzel bir kaç yeni insan ile tanışıklık da eklendi.

Akşam #Kahramanmaraş’ın merkezinde ki kalacağımız Oğretmen Evi’ne ulaştığımız için, ilk akşam (3 Ağustos) çok fazla bir yer göremedik ancak şehrin merkezinde yürüdük, #KüçukEv restorantını önerdiler, oraya şehir merkezinden yürüyerek gittik. Yemeği takiben, Maraş dondurması yiyip, kaldığımız yere döndük.

GÜN-II: Cumartesi günü sabahı kahvaltıdan sonra ilk iş yine şehrin merkezinde ve kaldığımız yere yürüyerek 10/15 dakikalık mesafede olan Kahramanmaraş Arkeoloji müzesine gittik. Bol bol fotoğraflar çektik, çekindik…

Arkeoloji Müzesi’nde henüz kısmı olarak ve o gün açılmış olan Germanıcia mozaik kalıntılarını görmemiz önerildi.

Oraya varır varmaz ve taksiden indiğimizde, rastlantıyla açılışını haber yapmak üzere orada bulunan TRT ekibi, bizi karşıladı. Ben, ZeynepNisan ve ElifLale ile ve her birimizle olmak üzere bizimle röportajlar yaptılar. Yayına girdi mi, bilmiyoruz, ancak #GERMANICIA Mozaiklerinin Açılışı henüz haber olmadan orayı ilk ziyaret eden şehir dışından Kahramanmaraş’a gelmiş ziyaretçilerden olduğumuz kayıtlara geçti.

 

 

 

 

 

Cumartesi gününü çok yoğun ve verimli geçirdik.

Germanicia mozaik kalıntılarından sonra, şehir içinde tüm sıcaklığa rağmen sokak sokak yürüdük.

Ve bu yürüyüş esnasında birden bire Sütçü İmam Üniversitesi levhasıyla ve Sütçü İmam’ın mezarının olduğu yeri gösteren işaretler ile karşılaştık.

Bu rastlantı, büyük bir süpriz oldu benim için çünkü 2017’de Sütçü İmam Üniversitesi’ndeki bir konferansa konuşmacı olarak davet edilmiş, teyit de etmiş olmama rağmen son dakikada programı denk getiremediğim için, gidememiştim. Şimdi Kahramanmaraş’ta birden bire hem Sütçü İmam’ın mezarı hem de üniversitenin levhalarıyla şehir içinde yol boyunca karşılaştık. Bunun sonucu, çok hızlıca fotoğraf çekme amaçlı Sütçü İmam’ın mezarının olduğu yerden geçtik.

Sütçü İmam, yine bir sürpriz olarak karşıma özellikle geçen yıl ki Sütçü İmam Üniversitesi’ndeki konferanstan sonraki bir tarihte, bu kez de Ekim 2017’de Anıtkabir’İ ziyaret ettiğimde, Sütçü İmam’ın kahramanlıklarını gösteren rölyef ve bölüm ile karşılaşınca; kendi insanımız ve kahramanlarımızı da, çok da iyi bilmediğim ve bilmediğimizi de düşünmüştüm.

GERMANICIA ANTİK KENTİ hakkında bilgi:
“GERMANICİA ANTİK KENTİ
Şeyhadil Mahallesi 2424 ADA 2-3 PARSELLERDE YER ALAN MOZAİKLİ ALAN

Germanicia Antik Kenti, Kahramanmaraş Kent Merkezinin güneydoğusunda kalan ve 1980 li yıllarda dış göçlerin yerleşim sahası olarak imara açılmış olan halk dilinde Karamaraş da denilen Dulkadiroğlu, Namıkkemal, Şeyhadil, Bağlarbaşı ve kısmen Kanuni Mahallerini içine almaktadır. Germanicia Antik Kenti yaklaşık 140 hektarlık bir alanı kapsamakta olup bu alanda çoğunluğu tek ve ikişer kattan oluşan yaklaşık 3700 adet bina mevcuttur.

Kahramanmaraş gerek coğrafi konumu gerekse jeolojik özelliği nedeni ile geçmişten bugüne farklı medeniyetlere yerleşim sahası olmuştur. Roma Döneminde, Romanın Anadoluyu hakimiyeti altına alması sonucunda (M.S.1.yy) dolayısıyla Germanicia ve Germanicia’nın da bağlı olduğu Kommagene Krallığını da hakimiyeti altına almıştır. O tarihlerde iktidarda bulunan Gaius Julius Caesar Augustus Germanıcus (Calıgula) Kommegene Krallığı tahtına 1V. Antiochos’un geçmesini sağlayınca IV. Antiochos tabu Kente Germanicia ismini vermiştir.

Antik kaynaklarda Germanicia isminden Kahramanmaraş ve çevresine işaret edilerek bahsedilmekle birlikte tam olarak konumu belirlenememektedir. Ancak son yıllarda Kahramanmaraş İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü – Müze Müdürlüğü tarafından yapılan tespit – tecil ve arkeolojik kazı çalışmaları sonrasında ortyaa çıkan veriler ışığında Antik Kaynakların Germanıcia’ya işaret ettiği bölgenin Karamaraş olarak bilinen Dulkadiroğlu, Namıkkemal, Şeyhadil, Bağlarbaşı ve kısmen Kanuni Mahallelerini kapsayan bölge olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kahramanmaraş Müze Müdürlüğü ve Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce kent sınırlarını belirlemek üzere yapılan tespit çalışmaları sonrasında, Kent Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 26.-1.2010 tarih ve 5729 sayılı kararı ile III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiştir.

Germanicia Antik Kenti sınırlarında yer alan Kahramanmaraş İli Dulkadiroğlu İlçesi Şeyhadil Mahallesi 2424 Ada, 2-3 Parseller, Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurlunun 24.11.2008 tarih ve 4405 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. 2011 yılında Ticaret ve Sanayi Odası tarafından kamulaştırılmıştır.

. . .
Germanicia antik Kentine ait olan Mozaikli Alanda gerçekleştirilen kazı çalışmalarında; Geç Roma-Erken Bizans dönemine tarihlendirilen taban mozaiği ortaya çıkartılmıştır. Taban Mozaiği, 3 ana panodan oluşmakta olup ana panoları dıştan içe doğru geometrik desenli, bitkisel bezemeli ve mitolojik sahneli olmak üzere 3 bordur çevrelemektedir.

1. bordürde Kırmızı, beyaz, siyah-gri ve kahverengi taşlar hakimdir.
2. bordürde köşelerden kenger yaprakları içerisinden çıkarak bordur boyunca dolanarak uzanan aşma yaprakları, dalları ve üzüm salkımları figürleri mevcut olup aşma dalları arasında çeşitli hayvan kuş motifleri ve eros figürleri bulunmaktadır. Geometrik desenli ve bitkisel bezemeli bordürler ana sahneleri bir bütün olarak çevrelemekte olup içteki ve son bordur ise üç ana sahneyi birbirinden ayırmaktadır. Koyu zemin üzerine yeşil tonlarının hakim olduğu iç bordürde her köşede mask bulunmakta olup, aralarında kenger yaprakları arasında hayvanlarla mücadele eden figürleri bulunmaktadır
.”
Kaynak (yukarıdaki fotoğraf): Germanicia Antik Kent Tanıtım Levhasından

Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi’nin önerisiyle gitmiş olduğumuz Germainica Antik Kent’in, 4 Ağustos 2018 Cumartesi günü, aynı zamanda Açılış Günü’ydü de. Germainica Antik Kent hakkında, halka açılmış olan mozaikli taban ile önümüzdeki on yıla ilişkin öngörü ve planlar üzerinde, bizi karşılayan Şeydihan Küçükdağlı Bey ile (Eğitimci ve Bürokrat) konuştuk.
Fotoğrafta, soldan sağa: E.Lale Kırcaoğlu, Zeynep N. Kırcaoğlu, Şeydihan Küçükdağlı ve Bircan Ünver. (Bu fotoğraf, aynı gün Açılış’ın çekimi için orada bulunan TRT Ekibi tarafından çekilmiştir.)

Germanicia Antik Kenti gördükten ve TRT’nin bizimle röportajlarını takiben müze müdürüyle de bir söyleşi yaptıktan ve şehir merkezinde yer alan Kocabaş Konak’da, aşırı öğle sonrası sıcağında kahve/ayran/su/soda molasından sonra Bakırcılar çarşısına uzandık. Benim oradan almak istediğim tek şey, Olcay’ın mevlütünde gelecek olan misafirlere verilmek üzere oradan “yazma” almak idi. Sonuçta sadece yazma aldım. Bakırcılar Çarşısı’ndan özellikle taşıma sorunu nedeniyle kayda değer bakır türünden birşey almadık. Oradan #MutfakMüzesi’ne (#ThematicKitchenMuseum) ve oradan da Ulucamii’ye gittik…

Daha doğrusu ElifLale ve ZeynepNisan Ulucamii’nın içine girdiler, oturdular…
O esnada, ben de dışarısından, Taş Medrese ve çevresinden fotoğraflar çektim…

 

Germanicia Antik Kent’i takiben Mutfak Müzesi de çok güzel bir sürpriz oldu.

Mutfak Müzesi’nin girişindeki tanıtım levhasında şöyle diyor:
Kahramanmaraş Tematik Mutfak Müzesi ile Kültürel Mirasımız olan Zahire Geleneği Yaşatılması Projesi
T.C. Kalkınma Bakanlığı’nın genel koordinasyonunda
T.C. Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı tarafından
finanse edilen TR63/15/TZKAMU/0053 Ref numaraları
Küçük Ölçekli Altyapı Mali destek programı
kapsamında yürütülmektedir.”

Bu Mutfak Müzesi bana, özellikle Koyulhisar’da ilkokulu bitirene kadar geçmiş olan çocukluğumu anımsattı. Taaa çocukluğumda ki Koyulhisar’da oturduğumuz evlerde ki (dört faklı evde oturmuştuk!) annemin yastıklarından, kanaviçe işli yatak örtülerinden, dolap içinde kat kat yorganlar/pikeler, yerden kocaman bir Osmanlı tepsi etrafında yemek yiyenler kadar aynı zamanda Babaannem’in Yukarıkale’deki evini;
küpler içinde sakladığı tahıl ürünlerinden, pekmeze, salçaya evin her tarafı kocaman toprak küplerle dolu oluşunu;
salça ve üzüm pestili yaptıkları dönemleri;
ve o dönemleri bir nostalji olarak değil ancak bu işleri devam ettirecek kişilerin neredeyse kalmamış ve bilenlerin de ya yaslanmış ya onlarca yıldır çok yorulmuş ve bu işleri her yıl yapmaktan vazgeçmiş olmalarına…
Yeni neslin de onların sürdüregeldikleri değer ve katma değerleri sürdürümemiş olduklarını üzülerek farkettim…

Mutfak Müzesi’nin rehberi Hünkar Tanış bey’e akşam hem görülecek hem de yemek yiyebileceğimiz bir yer önermesi ricamızın adı, Teras oldu…

Böylece, Kahramanmaraş’ı gece ışıklarında bir taraftan Tarsus’a bir taraftan İstanbul’a uzanan yollarıyla şehrin gece ışıklarında bir mücevhere dönüşmüş olan Maraş’ı biraz da tepeden görmemizi sağladı!

Tek üzüldüğüm, Teras’a giderken binlerce/onbinlerce ağacın orman bölgesinden kesilmiş ve yerleşim alanı ve/veya ticari alan olarak kullanılmak üzere dolu dizgin kelleştirme ve yollar toz duman içinde, doğa tahribi ve çirkin betonlaşmanın sadece İstanbul’un bir kaderi değil Türkiye’nin bir kaderi haline dönüştürülmüş olduğuna üzülerek tanık olduk…

Teras’taki akşam yemeğimizden sonra, benim NewYork ile Light Millennium üzerine mesaim başladı ve 3 yılı aşkın bir süredir üzerinde çalıştığımız kurumsal olarak çok önemli bir konuda 1.5 saat süren bir telekonferansını, Kahramanmaraş’a göre gece 1.30 da, New York’a göre akşam 6:30’da başlamış olarak gerçekleştirdik…

Çok verimli bir telekonferans oldu. Aynı konuda görüşmenin devamı için, bir sonraki telekonferans programa alındı! Daha sonra teyit edilmesi kararıyla, o da Urfa’ya gideceğimiz akşama denk geliyordu. O nedenle, Kahramanmaraş’ta ki Öğretmen Evi’ne ilk ayak bastığımda, özellikle ElifLale ve Zeynep ile paylaştığımız odada, Zeynep’in uyuyor olacağı için, ilk ve kayıt yaptırır yaptırmaz, İnternet bağlantısını teyit edip, telekonferansı nerede yapabileceğimi tespit ettim. Tabii, “insan nereye giderse gitsin, kendisini götürür” sözünü bir kez daha kanıtlayan bir yaşama biçimi bu aynı zamanda.

Ertesi gün, kahvaltıdan sonra Öğretmen Evi’nde çıkarak Gaziantep’e doğru yola çıkmak üzere valizlerimizi topladık.

Şehirlerarası otobüs ile gitmeyi planlarken, Mutfak Müzesi’ndeki bir önceki akşam tanışmış olduğumuz arkadaş aradı. Kendisinin de öğretmen olan kuzeniyle o gün Gaziantep’e gideceklerini o nedenle, hep birlikte gitmeyi önerdi. ElifLale ile de konuştuktan sonra hep birlikte Gaziantep’e doğru yola çıktık.

ElifLale bu yörelere daha önce gelmiş olduğu için, sık sık “Maraş’a birgün yeter, bir gece kalıp, Urfa’ya geçelim” dedi. Ben ise ilk kez ayak basmışım ve değil birgün, iki günün de yetmeyeceğini düşünürken, “burada birşey yok, müzeye de gittik, bu akşam Urfa’ya geçelim” diye ısrar edince, “bir tek günün bir şehir için yeterli olduğunu düşünmenin o şehirde bir omut tüketen insanlara haksızlık olacağını” ifade ettim. Kendisi buraları daha önce görmüş, biliyor olabilirdi, ama ben bilmiyordum, ve zaten onun için de oraya gitmiştik!

Şahsen bana Kahramanmaraş’ı görmeye topu topu 1.5 gün ve 2 gece yetmemişti!

İçten içe bir pişmanlık, duydum, “keşke, 2017’deki Sütçü İmam Üniversitesi’ndeki konuşma için o zaman buralara gelmiş olsaydım,” diye…

Tabii bu da yeni bir düşüncenin kapısını araladı.
Şöyle ki: Bir daha Kahramanmaraş’a gelirsem, o zaman mutlaka bir üniversite veya bir konferans ya da bir etkinlik kapsamında geleceğim, diye karar verdim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Foto Albüm:

KAHRAMANMARAS, ARCHEOLOGY MUSEUM, GERMANICIA & KITCHEN MUSEUM
(147 foto ihtiva ediyor.)

_ . _

Bircan Ünver [*]
Birleşmiş Milletler Kamu Bilgi Birimi’ne Baş STK Temsilci
The Light Millennium | www.lightmillennium.org

SİVAS’IN ÖTESİ’NE GİDİŞ’İN BİR ÖYKÜSÜ veya Güneydoğu Güncesi’ne bir GİRİŞ…

Photo Albüm (2015): YUKARIKALE: SURROUNDED IN SHARP STEEP AND HIGH-MOUNTAINS…

Güneydoğu Güncesi – II: Gaziantep, Zeugma Mozaik Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Seyirtepe, Belkıs Zeugma…

Güneydoğu Güncesi III: Urfa – Sıcak çoooook sıcak…

Güneydoğu Güncesi IV – Mardin, Urfa & Adıyaman

 

– 2 Eylül 2018 tarihinde yayınlanmıştır.

http://www.turkishlibrary.us | http://www.lightmillennium.org

Turkish Library Museum, The Light Millennium Organizasyonu bünyesindedir. New York  Eyaleti kanunları çerçevesinde resmen tüzel bir kişilik kazanarak, 17 Temmuz  2001’de kurumlaşmıştır. NGO/STK (Non-Governmental Organizations) statüsüyle, Birleşmiş Milletler’in Kamu Bilgi Birimi’ne ( United Nations Department of Public Information | UN.DPI.NGO) 2005 yılından itibaren üyedir.