İNSANLIK, MARS’I HEDEFLERKEN, TÜRKİYE’MİZ NEDEN ISRARLA ORTA ÇAĞ’A İTİLMEK İSTENİYOR?

hayir#HAYIR  | 14 Ocak 2016

Sayın Milletvekili:

Bu mektup, özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının “Başkanlık Sistemi/Tek Adam”a, öz olarak REJİM DEĞİŞTİRME PAKETİ olarak dayatılmasına “Evet” oyu veren veya vermeyi düşünen Sayın Milletvekillerine ithaf edilir.

Giriş sorusu: İNSANLIK, MARS’I HEDEFLERKEN, TÜRKİYE’MİZ NEDEN ISRARLA ORTA ÇAĞ’A İTİLMEK İSTENİYOR?

Bu kritik süreçte, sizden naçizane ricam şudur: Her sabah, TBMM gitmeden önce aynada kendi gözlerinizin içinden 2-3 dakika için vicdanınıza doğru bakmanız ve yukarıdaki soruyu kendinize, çocuklarınız ve torunlarınız adına sormanız ve yanıtlamanızdır.

Türkiye’yi 80 milyonluk ülke nüfusu adına ve gelecek kuşaklar kadar, İnsanlık tarihine, insan hakları adına karanlık bir dönem olarak, Orta Çağ’a sürüklenmesine yönelik girişimlerde, kısacık insan ömründe; milyonlarca hayatı ve gelecek kuşakları karanlık dehlizlere ve belirsizliklere itmeye vicdanınız nasıl izin veriyor?

Türkiye, Birleşmiş Milletler 1945 yılından beri üyedir. Birleşmiş Milletler’in 2030 yılı için tanımlanmış 17 Madde ve 169 alt maddeden oluşan “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”nde de imza sahibidir. Buna karşı, Türkiye, Demokratik ve İnsan Hakları ihlallerinde, son on-beş yıl içinde en üst sıralarda yer alan ülkeler kategorisindedir.

Zaten tek parti-tek adamlık bir iktidar, 15 yıla yakın bir süreçtir iktidarda değil midir?

Ve demokrasi ve insan haklarında bir GELİŞME değil, dünya ve Birleşmiş Milletler standartlarında ve özellikle de kız-çocuğu ve kadın haklarında, sosyal ve ekonomik hayattaki uygulamalarda, çok ciddi geri adımlar atılmıştır.

Eğitimde, henüz 5-7 yaşından itibaren kız çocuklarında ayrımcılıktan söz edilebilmektedir.

6 yaşındaki kız çocuklarının “evlendirilebileceği”ne dair büyük günahları, sözümona müftüler tarafından, hiç bir cezai müeyyideye maruz kalmadan açıklanabilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, özellikle 1.nci Dünya savaşı ve 1915-1923 döneminden, “küllerinden yeniden doğmuş” bir ülke iken, ilk on-beş yılında sadece Ortadoğu’da değil, yeryüzündeki tüm gelişmekte olan ülkelere ilham ve güç kaynağı olmuştur. Ancak bunu 21.nci yüzyılın ilk on-beş yılında maalesef özellikle “insani gelişme, eşit eğitim hakları benzeri söyleyemeyiz.  Türkiye; özellikle Ortadoğu ve gelişmekte olan ülkelerde, “kız çocuğu/kadın hakları“, düşünce özgürlüğü, demokratik ve temel insan haklarında; ekonomik olarak G20 ülkeleri arasına girmiş olmasına karşın, ekonomik gelişimine çok zıt bir oranda, gelmiş ve bulunmuş olduğu insanı gelişmişlik noktasının ise çok gerisine düşürülmüştür.

Sokaktaki insanın en temel yaşama hakkı sürekli tehdit altına itilmiştir.  Barış ve güvenlik düzeni, son on-beş yılda, üstelik tek parti iktidarı ve tüm “GÜÇLERİN”, tek elde toplanmış olmasına rağmen, halen sağlanamamıştır. Tam aksine, sürekli bir tırmanış izlenmektedir.

Sayın Milletvekili,

Bütün bunlara en fazla ve bire-bir siz tanık olurken ve Türkiye adına, son on-beş yıllık uygulamalarda ise ÇÖZÜM değil, kilitlenme ve ÇÖZÜMSÜZLÜK noktasına ülke getirilmişken; Türkiye’yi 80 milyon insanıyla birlikte, uçuruma itmeden önce lütfen bir kez daha düşününüz! Ve hesapsız-kitapsız kendi iç VİCDANINIZIN SESİYLE lütfen OY’unuzu veriniz.  Sonuçta, şairin ifade etmiş olduğu gibi hepimizin “bir musalla taşılık” yeri var son durakta bu yeryüzünden göçerken…  Ve hiç bir kimsenin ve hiç bir imparatorluğun ve imparator, padişah veya sultanın ömrü de sonsuz değildir ve olmamıştır! Hepimiz ” ölümlü insanız”. Böylesine karanlık bir gidişata millet-toplum-ülke geneli adına destek vermek, özellikle çocuklarımız, yoksullar-yetimler ve gelecek kuşaklar ve de İnsanlık adına günahtır…

Sayın Milletvekili,
İNSANLIK, Uzay İstasyonu’nda ortak hedeflerde birleşmişken, başta Amerika, Çin ve Rusya Mars’a 2020’de  veya 2030’da insanlı uzay mekiğiyle gitmeyi hedeflemişken;

Siz, özellikle şu ana kadar geçmiş maddelere EVET oyu verdiyseniz,  Türkiye’yi kendi elinizle ve tek bir “EVET” sözcüğünüzle, inat ve ısrarla, Orta Çağ’a itilmesine katkıda bulunmaya, vicdanınız nasıl izin veriyor?

Türkiye’nin söz konusu Anayasal REJİM Değişiklik Paketiyle, TEK ADAM, Padişahlık/Sultanlık dönemine geriye doğru yelken açılması halinde, aynı zamanda, Türkiye’nin her türlü dış tehdit ve taleplere de otomatik olarak, TEK ADAM’a uygulanacaktır. Her tür tehdit/şantaj ile Türkiye üzerinde, dileyenin dilediğini koparacağı bir ülkeye dönüştürülmesi hedefine, gerçekten vicdanınız elveriyor mu?

Siber ortam ve teknolojik kapasiteler ile bugün Amerika’da ki seçimlerde, “siber saldırıları” olduğu bir süredir gündemdedir. Türkiye, bugünki mevcut teknolojik altyapısıyla, dünyada teknolojik gelişme ve yazılım programlarında; ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, ne Hindistan ne AB ülkeleri ve özellikle de İsrail ile yarışamayacağı da aşikardır. Uzaktan kumandalı ve insansız araçlarla, her türlü küresel düzeyde gelebilecek tehditlerin, tüm yürütme ve yetkilerin de ülke adına tek adamda toplanmasıyla; Türkiye’nin her konuda “çantada keklik” haline getirilmek istendiğini de mutlaka öngörüyor olmalısınız!

Bunun sonucu, özellikle son on yıldır sürekli çeşitli vesilelerle gündeme getirilmekte olan SEVR’in, üstelik sizin elinizle/oyunuzla, ülkenin başta PKK ve Kuzey Irak’ta sınırımızda kurulmuş olan “Kürdistan” aracılığıyla, İsrail’in Türkiye toprakları üzerinde genişlemesiyle de sınırlı kalmayacağını da mutlaka öngörüyor,  olmalısınız!

Sayın Milletvekili, bu tür potansiyellere yönelik yasal yolların açılmaması için önlemleri almak da, Türk Milleti adına sizin yükümlülüğünüzde değil midir?

Ayrıca, “Türkiye doğumlu olmayan”, ileride Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olabileceğine ilişkin değişiklik önerisini içeren maddeye olan ihtiyacı ve hedefini de anlamak mümkün değildir. Öz itibariyle, Rejim Değişikliğini hedeflemiş olan söz konusu Anayasa Paketi’nin onaylanmasına bağlı olarak, bir İsrailli veya bir Katarlı veya bir Arap veya Amerikalı veya bir Rus veya İngiliz veya Alman vatandaşı;  Türkiye’nin ileride Başkan’ı mı olabilecek mi? Veya bu içerikteki madde geçerse, bunun yakın veya uzak bir gelecekte doğuracağı sonuçları da mutlaka öngörüyor olmalısınız!

Başka bir deyişle, Türkiye’nin mevcut siyasi yapısına, sizin elinizle getirilmek istenen “başkanlık sistemine”, ileride  yatırım yapmak isteyen herhangi bir ülkenin vatandaşının vesayetine mi geçecek Türkiye’nin “Tek Adam/Başkanlık” sistemiyle yönetilmesi???

Ya da Türkiye, parasını ödeyenin ele geçireceği SINIRLARI ortadan kaldırılmış olarak, tüm ülke dünyaya AÇIK BİR PAZAR haline mi getirilmek isteniyor?  Bu konuda, vatandaş ve milletvekili de, güdümlü-köle haline mi dönüştürülecek?  Ya da “kapitülasyonların” Türkiye’ye resmen Başkanlık sistemiyle getirilmesi mi hedefleniyor?  Önerilen paketin geçmesi halinde, bunun önüne geçilmesi de o zaman mümkün olamayabilir! Ve buna VİCDANINIZ nasıl izin verir?

Yukarıda ifade edilen endişelere eş zamanlı olarak, içinde olduğumuz olağanüstü şartlar son bulup ve OHAL kaldırıldıktan sonra hepimizin özlemini duyduğu yeni anayasanın toplumun tüm kesimleriyle istişare edilerek hazırlanması gerektiğini düşünüyoruz.

En değerli armağan olarak bizlere bırakılan, üzerine namus ve şeref sözü vererek yemin ettiğiniz Cumhuriyetimizi ve halkın egemenliğini koruyacağınıza ve sizleri ve bizleri yok sayan bir Anayasal düzenlemeye HAYIR diyeceğinize inanıyoruz.

Buna sahip çıkmak çocuklarımıza ve gelecek nesillere vicdanı sorumluluktur ve bu sorumluluğu yerine getirmek her sabah aynaya rahat bir vicdanla bakmanızı sağlayacaktır. Bizler ve tarih, bu vicdanı taşıyanları saygı ve şükranla anacağız.

Saygılarımla,

Bircan Ünver
www.TurkishLibrary.us

Trackbacks

  1. […] Konuya ilişkin: Başkanlık Sistemi/Tek Adam”a, öz olarak REJİM DEĞİŞTİRME PAKETİ olarak dayatılmasına … […]