DÜNYA TARİHİ TÜRKLERLE BAŞLAR | BOR (BUR)

ULU BOR | 1. Bölüm
Araştırma: Süleyman UYGUN, Fransa
“TÜRK DİLİNDE VE MEDENİYETİNDE ASLA TESADÜFE YER YOKTUR.” Bu cümleyi bir yerlere yazınız! Kusursuz bir kültürel devamlılık var. Coğrafyaya o adı veren halk o toprağın sahibidir.
ODİN’İN BABASI,
VELİ’NİN BABASI,
VE’NİN BABASI,
TOR’UN (TOROS) DEDESİ ,
BALDUR’UN DEDESİ,
VİDAR’IN DEDESİ.

Destanlardan süzülerek çıkartılan bilgilerden esinlenerek çizilen temsîlî ODİN.

Türk Medeniyeti, Kültürel soykırıma mı uğradı ?

Türklerin en büyük özelliği, kendi ulularını, önderlerini, ongunlarını yaşatmak ve ölümsüzleştirmek için coğrafyaya ad olarak vermesidir. Türkün başına akıl düşenden buyana, fikrini, duygusunu, düşüncesini DOĞAYA yazmış, kazımıştır. İbadet için çıktığı ulu dağlardaki yüksek kayalara, eylemlerini çizdi. İnsanlık ve medeniyet ilerledikçe, ateşi buldu, hayvanı evcilleştirdi, tekeri îcât etti…Ağaç kabuklarına, tükettiği hayvanların kemiklerine anlam yüklü damgalarını ve nakışlarını çizdi.

Çağ ilerledikçe toprağı işledi, tarım yaptı, GÜNEŞİ; zamanı bölmek için, kerpiç, çömlek yapmak ve gıdasını uzun süre saklamak için kullanmayı öğrendi. Türk, eyleminden sonra; DUYGUSUNU taşa yazar oldu. Yonttuğu taşa can verdi. Türk asırlardır geleneksel olarak, hâlâ HALISINA=HALÇASINA VE KİLİMİNE yazar. Halılarımızın, halçalarımızın ve kilimlerimizin üzerindeki nakışlarımızın dili olsada konuşsalar, kadim TÜRK MEDENİYETİNİN sırlarını açıklasalar! Neden halılarımızı, halçalarımızı ve kilimlerimizi okumak için birşeyler yapılmaz?

Bazı kadim tarihçilerimiz Kâzım MİRŞAN, Firudin CELİLOV, Hâluk TARCAN, İskandinav halklarıyla Türk halkları arasındaki bağları defalarca açıkladılar ve yazdılar. Sayın Hulki CEVİZOĞLU, Kâzım MİRŞAN ile yaptığı proğramını kitaplaştırmış, TARİH TÜRKLER’DE BAŞLAR başlığıyla yayınlamıştır. Bahsi geçen kitabın 173. ile 176. sayfaları arasında belirtildiği gibi; Türkler ile İskandinav halklarının yazıştığı ve hatta nota gönderildiği bildiriliyor. Sayın Kâzım MİRŞAN Türk tarihi için hazine değerinde katkılar sunmuştur. Malesef taşlara yazılan yazıları tek okuyan kendisi olduğu için, sözüm ona “tarihçiler” tarafından akademik geçmişi yok diye, yeterince ilgi görmedi. Bendenizinde akadamik künyesi yoktur. Sayın MİRŞAN, ışıklar içinde uyuyun. Aynı marangozun eseri, batılıların istediğini görüp, batılıların istediğini yazan, “tarihçiler” Anadolu, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tataristan (Tartar), Kıpçak, Yakutistan, Uygur Türkçeleriyle sunum yapıyoruz onları bile anlamaktan acizler. Onbin yıllık yazılarımızı anlamamaları gayet doğal! Azerbaycanda yaşayan sayın Firudin CELİLOV hocamızda Türk tarihi için hazine değerinde katkılar sunmuştur ve her iki tarihçilerimize Türk halkları adına şükranlarımızı sunarız.

Kadim Türk tarihçilerimiz, İskandinav halklarının, evrenin çatı medeniyeti olan TÜRK MEDENİYETİNİN ardılı olduğunu söylerken o bölge tarihçileri ne demiştir? Bu konuda fikir sahibi olmak için,  Prof. Sven  LAGERBRING’in kitabını, İsveç’de yaşayan Türk Gazeteci Abdullah Gürgün Türkçeye kazandırmış ve Kaynak yayınlarında “İsveçcenin Türkçe ile benzerlikleri” adında kitap, bitik yayınlanmıştır. Sayın Sven LAGERBRING “İsveçliler Türk kökenlidir ve Tanrımız Odin’de Türklandan gelmiştir” sözlerinin sahibidir. İsveç tarihinin kurucularının başta gelen şahsiyetidir. Bu sözü aşağı yukarı 250 yıl önce telaffuz etmiştir.

Bahsettiğimiz İskandinav Türkleri en fazla CİNLERE VE PERİLERE inanan bir boydur. Oldukça yogun bir şekilde bugün dahi cin ve peri inancı yaygındır. İskandinav Türklerinin ortak destanlarının, hikayelerinin 10. ile 12.asırlar arası toplandığı tahmin edilen kutsal kitapları Edda (Eda)’dır. Halkların ortak olmayan, ihtilaflı hikayeleri ve destanları Edda kitabının dışında toparlanmıştır. Kutsal kitabın, bitiğin adı bile Türk halkının içini ısıtan bir addır. Eda, Selma, Bergen, Tolga, Kara, Baran, Oulu, Artik ve Turku (Türkü) gibi adlarımızla o coğrafyalarda karşılaşıyoruz. Bâzılarının hemen “tesadüftür” dediğini duyar gibiyim! TÜRK DİLİNDE VE MEDENİYETİNDE ASLA TESADÜFE YER YOKTUR. Sadece Eda  kelimemizle Anadoludan, Türkistandan başlayıp, Fıransa ve İskandinav ülkelerine kadar özel ad ve yerleşim yeri olarak izini sürebilirsiniz. Türklerin Mu kıtasından bu yana kullandğı en büyük şahit kelimesi KARA, karşımıza Kara deniz olarak çıkıyor. Bu arada, Gogul’a da teşekkürlerimizi sunarız, İskandinavyadaki Kara Deniz kelimesinin aslına sadık kalıp, hâlâ Mer de Kara (Fıransızca Kara Deniz) olarak yazdığı için. Baran denizide (Mer de Barents), bütün dillerde Baran olarak telaffuz edilir. Selma adıyla da, Anadoludan, Türkistandan başlayıp, İskandinav ve hattâ Am Erik (Amerika) kıtasına kadar izini sürebilirsiniz. Türkçe oralara İŞGALCİ dil olarak değil, beyaz adam oralara gittiğinde karşısına yerel dil olarak çıktı. Kan ada’nın (Canada=Kanada bütün dillerde aynı telaffuzdur) hiç bir dilde anlamı yoktur, Türk dili hariç. Am Erik kıtasındaki, Selma, Bozman, Alaska, Sinop, Avare, Yük atan, Biran, Kuru, Karakas…vs gibi yerleşimyerleri, Ata başkan, Kabuklu gibi boy adlarını, Maya, Aztek, Inka ve ANA SAZI medeniyetlerini beyaz adam götürmedi Am Erik kıtasına! Evrenin ATA MEDENIYETI ve TÜRK adı, Asya, Avrupa, Afrika ve Am Erik kıtasında YERLEŞİM yerleri olarak karşımıza çıkıyor. Yukarıda ne demiştik “TÜRK DİLİNDE VE MEDENİYETİNDE ASLA TESADÜFE YER YOKTUR.” Bu cümleyi bir yerlere yazınız! Kusursuz bir kültürel devamlılık var. Coğrafyaya o adı veren halk o toprağın sahibidir.

Sekiz bacaklı atı Sleipnir ve Tatar=Tartar damgasıyla çizilen temsîlî ODİN.

Seltik,İskandinav halklarının kutsal kitabı EDDA.
1. Bölüm’ün sonu

YAZAR HAKKINDA

Süleyman UYGUN; Afyon ili, Sandıklı ilçesinin, Mingile köyünde 01/10/1967 yılında doğdu. İlk öğrenimini Mingilede bitirdi. Orta eğitimini komşu köy olan Kusura köyüne yaya olarak üç yıl boyunca, günlük beş kilometre gidip geldi. 1982 yılında Kusura orta okulundan mezun oldu. Lise eğitimini Sandıklı ilçesinde yaptı. Sandıklı Lisesi Edebiyat bölümünü 1985 yılında bitirip mezun oldu. İki yıl Anadolu üniversitesi İş idaresi bölümünü okuduktan sora aynı okulun İktisat bölümüne geçti. Anadolu Üniversitesinden mezun olmadan okulu terketti.

1990 yılında evlenen Süleyman UYGUN, 1991 yılından bu yana Fıransa’da oturmakta ve üç çocuk babasıdır. Bir devlet kuruluşunda sözleşmeli memur ve elektirik dalında uzman olarak çalışmaktadır.

Türkiyedeki Cumhuriyet mitinglerinden sonra Türk Medeniyetini araştırmaya ve ata izlerini sürmeye başladı.

Şubat 2019, Süleyman UYGUN

"The U.S. Turkish Library & Museum For Friendship and Peace" project joined, and has been produced under the umbrealla of The Light Millennium Organization effective on October 15, 2015.