TO MANY MORE MILLENNIA DEAR SIR ARTHUR… December 16

Poetic Diary | by Bircan ÜNVER  (for the original format, click here for the pdf file).

Dedicated to the 100th Anniversary of Sir Arthur C. Clarke’s Birthday…

December 16, 1917 – December 16, 2017 

Many people used to mention the impossibility of interviewing you…
Once I was influenced by your vision, I wanted to interview you…
At that time, I had read in the newspapers that you were in New York…
I had immediately found out where you were staying and called,
this hotel happened to be the one where you had written the book,  “2001: Space Odyssey”
And the other one that I much later found out was also displayed on its wall a placket in your name…

[Read more…]

A GENERAL LOOK AT ISTANBUL BEFORE THE OTTOMAN EMPIRE

On ISTANBUL – A mini-series – Part 1  | by Ayse OVUR*
Istanbul is the only metropolis with territories both in Europe and Asia in the world. The metropolitan city has inhabitants for thousands of years, has been the capital of two different empires more than 1500 years.
Today, even though it is not the official capital of Turkey; it is accepted as a cultural capital of the Republic of Turkey. Throughout history, many different religions, languages, and cultures were able to coexist within its borders.  Tourists visiting Istanbul may encounter churches, synagogues, and mosques next to each other. 

[Read more…]

NİCE BİNYILLARA SEVGİLİ SIR ARTHUR… | 100. Yaşında

Şiirsel Günce:
Sir Arthur C. Clarke’in 100. Doğum Yıldönümüne ithafen… 16 Aralık 1917 – 16 Aralık 2017
Kaynak: IŞIK YOLLARINDA ~ İçindeki ışığı arayan tüm yeryüzü dostlarına… kitabı | BIRCAN ÜNVER ŞİİRLERİ |  Sayfa 133 – 138
I.
Çoğu kimse, sana ulaşmanın – görüşmenin imkansızlığına dem vururdu…
Girmiştim bir kez vizyonunun etki alanına ve bir röportaj yapmak istiyordum…
Bir gazetede okumuştum New York’ta olduğunu o sıralar…
Hemen otelini öğrenip aramıştım ki, bu otel “2001: Uzay Macerası”nı da yazmış olduğun
Adına bir Plaket’in de duvarında asılı olduğunu da çok sonradan öğrenmiş olduğum bir otel…
Ve ne büyük bir rastlantı ki, New York’a 1990 yılında ilk ayak bastığım ve benim de kalmış olduğum oteldi, Hotel Chelsa…
Haberi okur okumaz hemen aramıştım oteli…
Maalesef o sabah ayrılmıştın Sri Lanka’ya dönmek üzere
Çok üzülmüştüm ama yapacak bir şey de yoktu o an… 

[Read more…]

OSMANLI İMPARATORLUĞU ÖNCESİ İSTANBUL’A GENEL BAKIŞ -1-

Mini-Yazı dizisi ve fotoğraflar: Ayşe ÖVÜR
İstanbul, hem Avrupa ve hem de Asya kıtalarında toprakları olan tek büyük şehirdir. Üzerinde binlerce yıldır kesintisiz yerleşim süren İstanbul, bin beş yüz seneden fazla imparatorluklara başkentlik yapmıştır. Bugün de Türkiye’nin siyasi olmasa da kültürel başkenti kabul edilir. Tarih boyunca pek çok farklı din, dil, kültür sınırları içinde bir arada yaşayabilmiştir. İstanbul’u gezenler yan yana inşa edilmiş kiliseler, havralar, camiler görebilirler.

[Read more…]

Open Letter to the President of Venezuela – by M. Fethi DOGAN

[The English version of the below letter will follow.]
İstanbul, 15 Aralık 2017

Sayın Başkan Maduro,
Ülkenizin bağımsızlığı ve özgürlüğü uğruna verdiğiniz mücadeleyi yakından izleyen çok sayıda Türk aydını adına, sizi saygıyla selamlıyoruz. Üçüncü Dünya halklarının ve tüm insanlığın; bağımsızlık, eşitlik, adalet ve barış özlemini güçlendiren çabalarınızı yürekten destekliyoruz. Özgürlüğüne ve bağımsızlığına düşkün olan Türk ulusunun, aynı yolda mücadele eden, önderliğinizdeki Venezüella halkıyla dostluk ve dayanışma duyguları içinde olduğunu belirtmek isteriz.

[Read more…]

WOMEN AT THE PEACE TABLE ~ WOMEN AS PEACEMAKERS

by Rene WADLOW*
Seeing with eyes that are gender aware, women tend to make connections between the oppression that is the ostensible cause of conflict (ethnic or national oppression) in the light of another cross-cutting one: that of gender regime. Feminist work tends to represent war as a continuum of violence from the bedroom to the battlefield, traversing our bodies and our sense of self. We glimpse this more readily because as women we have seen that ‘the home’ itself is not the haven it is cracked up to be. Why, if it is a refuge, do so many women have to escape it to ‘refuges’? And we recognize, with Virginia Woolf, that ‘the public and private worlds are inseparably connected: that the tyrannies and servilities of one are the tyrannies and servilities of the other.’  (Cynthia Cockburn, Negotiating Gender and National Identities)

[Read more…]

AYŞE ÖVÜR İLE İLK ROMANI “SAHRA 1911” ÜZERİNE

Kitap | Söyleşi: Reyhan GENÇOL
 Ayşe Övür’ün ilk romanı SAHRA 1911 adıyla  Remzi Kitabevi tarafından yayınlandı.  Roman  tarih kitaplarından adını öğrendiğimiz Trablusgarp savaşını eksen alarak Çerkes asıllı bir kahramanın Kafkasya’dan başlayıp Sahra Çölü’nde sona eren unutulmuş öyküsünü bize aktarıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecinde Yemen, Filistin, Trablusgarp büyük kayıplarla elden çıkmış cepheler olmasına rağmen günümüz edebiyatında nadiren değinilen konular. Avrupa ülkelerinde, ABD’de  her yıl Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Vietnam, Körfez Savaşı  ile ilgili sayısız roman, sinema filmi, belgesel yayınlanıyor. Oysa Türk tarihinde defalarca analiz edilmesi gereken Osmanlı devletinin çöküş süreci ile ilgili az sayıda eser yayınlanıyor olması rahatsız edici bir gerçek. Sadece bu özelliği bile SAHRA 1911 okunması gerektiğini gösteriyor.

[Read more…]

BİR İLKLER HALKASI: ELAZIĞ FIRAT ÜNİVERSİTESİ…

Bu yazıyı, Doç. Dr. Sebahattin Devecioğlu, Doç. Dr. Fatih Özek ve Arş. Görv. ve
Edebiyat Öğrenci Topluluğu Danışmanı Sema Oruç ve Edebiyat Öğrenci Topluluğu üyelerine ithaf ediyorum.
Her şeyin bir ilki ve kendi dönüşüm halkası vardır. İletişim ağı ve kendi iç ve dış bağlantıları çerçevesinde de, bir tarihi…
Bu bir insanın doğuşundan, her bir insanın “hayatım da ilk defa” ifadesinde kendini bulan bir zincirler skalasına; o noktadan da görünen-görünmeyen ağlarının birbiriyle örtüşmesine kadar geniş bir alanı kapsar. Bu soyutlama, yer-coğrafya, mekan, tarih, olay, nitelik benzeri her biri kendi içinde ayrı bir olgu da veya kıpırdanma ile başlayan bir çok unsur için geçerlidir. Gerek coğrafi, gerek sosyal, gerek akademik, gerek entellektüel, gerek tarihsel gerekse bireysel birikimler ve olgular bileşkesinde ise “hayatım da ilk defa”ların dahi, kendi içinde—farkında olunsun ya da olunmasın—bir tarihi vardır!

[Read more…]

“KELEBEK ETKİSİ” YA DA “BİZİM KELEBEK ETKİMİZ” ÜZERİNE…

 

Keban Barajı, Elazığ

DENEME | Bircan ÜNVER, IşikBinyılı.Org

GİRİŞ:  [28-29 Ekim 2017, İstanbul]  Bu denemeye ilham veren konu, Elazığ, Fırat Üniversitesi’nde sunumu gerçekleştirilmiş olan “SANATIN LABİRENTLERİNDEN ~ IŞIK YOLLARINA: Sürdürülebilir İnsani Gelişme, Kültür ve Gelecek” adlı söyleşiye yine Elazığ’dan katılmış olan YERELCE ve ÜLKECE’nin yazarlarından Münir Kebir Bey ile sanal bir tanışıklığın gerçekliğe dönüşmesidir. Aynı zamanda, Elazığ’da geçirdiğim son günü köylerindeki evlerinde bir köy kahvaltısı ile başlayan ve Keban Barajı’nı birlikte görmeyi de içeren, öz’de bir güne damgasını vurmuş olan sımsıcacık bir ev sahipliği ve misavirperverlik ile Belçika merkezli Yerelce‘nin kurucusu ve yayın yönetmeni olan yılların gazetecisi ve editörü Nusret Özgül’ün, yine Yerelce kanalıyla, dünyanın farklı noktalarında olan yazarları arasında yapmış olduğu “Kelebek Etkisi” nedeniyle, bu deneme, değerli meslekdaş ve dost Nusret Özgül ve Yerelce‘ye ithaf edilmiştir.

[Read more…]

FRIENDS KNEW ÇİĞDEM TO MAKE THIS WORLD A BETTER PLACE

A Tribute To ÇİĞDEM ACAR
by
  Timur AKPINAR 

It is hard to come to grips with the loss of our dear friend Çiğdem.

I knew her for a long time, going back decades.

I tried to recall one of her qualities that left the greatest impression on me and it was difficult.

She had many good traits.
Her intellect was extraordinary.

[Read more…]